16 Ağustos 2021 Pazartesi

Toprak Sanat ve İnsan

 Toprakta yetişen bitkilerin nasıl olgunlaştığını düşündünüz mü hiç? Bir bitkinin büyüyebilmesi için sevgiye, aşka ve emeğe ihtiyaç vardır. Evimizde yetirdiğimiz çiçek bile onunla konuşmadan, ilgilenmeden gülümsemez bize. Yapraklarını severiz emek verir bakımını yaparız. Çiçekleri açsın diye tomurcukları gözleriz. Sonunda  emeğimizin karşılığı olarak onun rengarenk çiçeklerini koklarız. Bulunduğu yere görsel  dekor sağlayan çiçeğimizle sanatsal bir fotoğraf çekip sevdiklerimizle paylaşırız. 


   Önemsiz  bir taşı bile renkli boyalarla süsleyip sitresimizi atıyoruz. Bugun  "taş boyama sanatı"  insan bedeninin ve ruhunun temizlenmesine, hayal gücüyle zihnini boşaltmasına yardımcı olurken tıpkı ilk çağ insanları gibi doğallığı da güzeterek yepyeni bir eser ortaya koymasına yardımcı olmaktadır. Öyle ki doğadan faylandalandığımız şeyler yine doğal olarak bizim enerjimizi yükseltmekte ve bize  terapi  sağlamaktadır. 

   İnsanlığın ilk  varoluşundan bu yana da  tarım ve sanatın ortak noktası "toprak ve doğa " olmuştur. Yaradılışımız gereği üretmek ve icat etmek isteğiyle donatılan  varlığımız sanata dair   başlangıçların da vesilesidir. İlk çağ eserlerine baktığımızda  44 bin yıllık mağara resimleriyle dünyanın en eski figürlü sanat eserini görürüz. Bu eserler doğaya ait  malzemelerin  boya haline getirilmesiyle  resmedilmiştir. Arkeologlar bu eserlerin  gelişmiş bir sanat kültürünün işareti  olduğunu belirtmiştir. 

   O halde eski çağdan günümüze yeni yerleri keşfetme isteği, göçler ve savaşlarla birlikte insanların kendi kültürlerini de taşımak zorunda olduğu bir gerçektir. Gerek Anadolu'ya gerekse dünyanın dört bir yanına aktarılan kültürler tarım ve sanatla  insanlar arası bilgi alışverişini sağlamış gelişme  ve beraber yaşamdaki  o ince  bağı  kurmuştur. 

  Örneğin Gılgamış Tabletlerinde Envekar ve  Aratka beylikleri arasında geçen ticari teğiş tokuşta, Fırat ve Dicle'de yetişen buğdayın, Aratka dan istenen hazineler için bir tehdit unsuru olduğu yazılı metinlerde bize aktarılmıştır. Bu yazılı tabletler topraktan yapılmış olup seramik   sanatın en güzel örneğini  sergilemektedir. Bu sayede dönemin ticaretini , tarıma ait bilgileri ve devletlerin varoluş güçlerini bize aktarmaktadır.

   Yine ünlü ressamlar tarımı eserlerinde en güzel şekilde resmetmiştir. Vincent Van Gogh, Ali Düzgün  Özellikle Julien Dupre gibi isimler, resimlerinde  tarımı ve tarımda çalışan köylü işçileri eserlerine konu edinmiştir. Elinde yabasıyla güneşe karşı dik duran kadının  tarımda ne kadar aktif ve  güçlü olduğu da yine bu eserlerle  vurgulanmıştır. Kalıcı eserler sayesinde geçmişten günümüze toprağın önemi  sanat sayesinde  bizlere en güzel şekilde ulaşmıştır.

    Aynı toprak  derin ve  hislidir de. Tek bir tohumdan fışkırtır yaşamın nice kaynaklarını. Kuru bir kamışla ruha üflenen  tını olur. Saz olur, dillerde türkü olur. Tarihin ve kültürün  eşsiz sanat örneklerini koyar önümüze. Boya, çanak çömlek, kilim  dokuduğumuz ipler,  yediğimiz her türlü yiyeceğin hamaddesidir. Nice ellerde emek nice dillerde türkü olan bu ham maddeye gerektiği gibi davranmasak da   o bize hep vefalıdır. Her türlü kötülüğü yapmamıza rağmen,  o  üretmeye devam eder. O halde bizler de  toprağa karşı sorumluluklarımizi  yerine getirmeli  sonunda yine ona döneceğimizin bilinciyle onun varlığıyla bütünleşmeliyiz. Toprak sanat  uyumunu tüm benliğimizde yaşamalı ve yaşamalıyız. 











KARDELENLER

Ve hayat zorlu şartlara rağmen devam ediyor...  Zaman her şeyin ilacı öyle değil mi? Bir  yıla yakın bi  süredir Filistin'de savaş devam...