Organik tarımın özü toprakta başlamayacak kadar önemlidir aslında. Çünkü manavlarda ve pazarlarda sıkça rastladığımız "organik" yazısının sadece kağıtta kaldığını, aslolan organik ürünün "organiktir" etiketetine ihtiyacı olduğunu biliriz . Bir ürünün organik olabilmesi üretilen çevre, toprak ve arazinin uygun olup olmadığıyla doğrudan ilişkilidir. Bugün bizler organik tarımı geliştirmeye çalışsak da kaçınılmaz bir gerçek vardır. Organik tarımın sürdürülebilmesi ve artan nüfüsa bağlı olarak tüketim talebinin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bunların yanı sıra bilinçsizce kullanılan tarım faaliyetleri , yeraltı sularının kirlenmesine ve tükenmesine, toprak dengesinin bozulmasından tutun da biyolojik yaşamın olumsuz yönde etkilenmesine kadar pek çok unsur organik tarımın sürdürülebilirliğine engel oluyor.
Bu sebepledir ki öncelikli görevimiz, organik tarımın sürdürülebilirliği değil "organik yaşamin, yaşam felsefesi olarak benimsenmesi"ni sağlayabilmektir. Bu şekilde organik tarıma bakış açısını değiştirebilenler elindeki toprağa veya doğal kaynaklara maddi gelir kapısı şeklinde değil hayatın temiz ve sağlıkla yaşanması için elindekileri ne şekilde kullanacağının bilincine varmış olur. Önce kendi yaşam felsefesini daha sonra tüm dünyayı etkileyebileği değişimin temelini atmış olur. Bir insan demek bazen bin insan demektir. Bu yüzden bir üretici yada tüketicinin organik tarım nedir, nasıl yapılır, neler gereklidir, hangi toprak, hava ve iklim koşulları gereklidir bunları araştırmaya başlamadan önce" ben organik yaşamak istiyor muyum" sorusunu kendisine sorması gerekir. Bu doğrultuda elindeki kaynakları en iyi şekilde değerlendirecek ve hakiki organik tarımla yaşamın temellerini atmış olacaktır.
Organik tarımın yapılabilmesi için önce iyi bir doğa daha sonra temiz bir niyet gerekir. Örneğin bugün Kahraman Maraş Afşin_Elbistan Termik Santrali bölgede organik tarım yapılmasına engel olmakta ve tarımdan alınan ürünlerin doğal dengesini bozmaktadır. Şehrin havası yüzünden astım hastalıkları artmakta kansere yakalanan insanların yine aynı ortamda yaşamak zorunda oldukları göz önünde bulundurulursa organik yaşam felsefesisinin de öyle kolay elde edilemeyeceği, bir yeri yaparken asıl kaynağı yıkmanın anlamsız ve geriye gitmekten başka bir işe yaramadığını gösterir.
O halde önce görünmeyen ama varlığını hissettiğimiz doğayı ve doğal yaşamı korumalıyız. Yaşam sadece gıdaların tüketimiyle devam etmez aslolan nefes almak değil mi?Temiz bir doğa temiz bir gelecek, temiz bir gelecekse organik yaşamayı benimsetecek...
